KÖYÜMÜZ
                                                                      

                                                                YOLAGELDİ  KÖYÜ TARİHÇESİ 

Köyümüz  Edirne ili Havsa ilçesine bağlıdır. İlçeye uzaklığı  12 km.’dir. Nüfusu 1107’dir. 273 hanedir. Birçok ailenin  birbirleriyle kan bağı bulunmaktadır. Köyün kurucusu Hacı İbrahim Ağa ve oğlu Kasım Yolageldili olduğu belirlenmiştir. Köyümüzün kuzeyinde Hazinedar, güneyinde Kuleli, doğusunda Mutlu (Kofalça), batısında Taptık, güneybatısında Necatiye köyleri bulunmaktadır. Köyümüzün doğu kenarında İnece (Teke) deresi akmaktadır. Haznedar köyünden sonra iki kola ayrılan dere  köy sınırları içinde iki ayrı koldan akmakta, ana dere ve bayır altı deresi olarak adlandırılmaktadır. Geçmişte yazın suyu kesiliyorsa da günümüzde Kayalı Barajı’ndan sürekli su verilmekte ve  sulama yapılmaktadır.
      Bugün köyümüzde yaşayanların  atalarının  Bulgaristan’ın Servi kasabası ve bu kasabaya bağlı çok yakın olan Buvatma, Yamak köylerinden 1878 yılı Osmanlı-Rus Savaşı’ndan (93 Harbi) sonra yaşadıkları yerleri terk ederek köyümüze geldikleri bilinmektedir. Bulgaristan’dan gelişte, köylülerin bir kısmının Tekirdağ ilinin Mahramlı- Karacakılavuz, Bursa Kemalpaşa, Çanakkale Lapseki- Suluca  köyüne yerleştikleri saptanmıştır. Halen oralarda akrabalıkların olduğu geliş-gidişlerin yapıldığı bilinmektedir. Köyümüzün isminin nereden geldiği konusunda dört tane rivayet olduğu  söylenmektedir:

                                   KÖYÜMÜZ

Birincisi: Köyümüzün kurucularından Kasım Yolageldili’nin babası Hacı İbrahim Ağa Tekirdağ’a gelir. Amacı Trakya’da uygun bir yerleşim yeri  bulmaktır. Tekirdağ dönüşü şimdiki köyümüzün yerini beğenerek buraya gelip yerleşme kararı verir.          Bulgaristan’dan  savaş dolayısı ile istila edilen köylerini bırakarak yola çıkan ve  yerleşim yeri arayan köylülerinin bulunduğumuz yere yerleşmelerini sağlar. Etrafında İnece, Dokuzhöyük, Karahalil, Hazinedar, Sadıkbaba mezrası, Kuleli, Yeşilova v.b. köyler bulunmaktadır. Bunların büyük bir kısmı çoğunlukla yabancıların yaşadığı köylerdi.
Çevre köylerdeki yabancılar gelip geçerken herkesin kendisine ev, ahır, samanlık, kümes tuvalet v.b. binaları yaptığını görürler. Nasıl gidiyor? Diye sorduklarında: “Eh Yola geliyor” yanıtını alırlar. 
  Kısa sürede bu yapılar olmadığından sorulan sorulara hep aynı yanıtlar verilir. Eh Yola geliyor, Yolageldi (yani tamamlandı) gibi  söylemler çevredekilerin hoşuna gider ve zamanla yerleşim tamamlandığında çevrede Yola geldi diye söylenerek bu isim verilmiş olur.

 

İkinci rivayete göre ise; ilk etapta Bulgaristan’dan geldikten sonra atalarımız şimdiki ceviz bayırı altına yerleşmişler. Kuleli köyü çok yakın olduğundan hemen arazi,hayvan v.b. anlaşmazlıklar baş göstermeye başlamıştır.
O zamanlar isminin Hamidiye olduğu söylenmektedir. İki köy arasındaki anlaşmazlık ileri boyutlara varacağı düşünülerek şimdiki yerine geldikleri söylenmektedir. Kuleli köyünde yaşayanlar diğer köylerde yaşayanların anlaşmazlığı sorduklarında onlar  “Yola geldi”  yanıtını uzun süre söylediklerinden bu isim verilmiş olur.

                                 KÖYÜMÜZ

Üçüncü rivayete göre; Bulgaristan’dan gelen, şimdiki yere yerleşen ve hemen bir cami yapmak isteyen köy halkı kısa sürede bunu başaramaz. Bu olay çevre köylerde duyulur. Çevre köyler bunu sorduklarında:  “Yola geliyor” yanıtını alırlar. Zamanla cami biter, çevre köylülerin soruları devam eder, aldıkları yanıt “Yolageldi” olur. Verilen bu yanıt ile köyün ismi verilmiş olur.

 

Dördüncü  rivayete göre; Servi kasabasından gelen Hacı İbrahim Ağa, dönüşünde  Kuleli Köyü’nde Yunus Ağa’nın kahvesinde  bir kahve içer ve bir Reşat Altını verir. Yunus Ağa hayret eder “Bu muhacır kahve parası olarak bir sarı lira veriyor. Bakalım başımıza daha neler  gelecek?” der. Hacı İbrahim Ağa yolda, gelen köylülerine: “Havsa’yı geçince, ovalık bir yere gelince yol var, oraya sapın, orası çok güzel”der. Köylüler eşyaları ile Kuleli’ye yaklaştıklarında yolu görürler ve sevinçle  “yolageldik!”diye  haykırırlar. Biraz içerilere giderek hemen  yerleşim işlerine başlarlar. Hacı İbrahim Ağa Havsa’ya gider. Ne yaptınız? diye sorduklarında “Eh yolageldi” yanıtını verir.Böylece köyün ismi verilmiş olur. Daha sonra Kuleli’li Yunus Ağa: “Bak gördünüz mü, gelen muhacır başımıza ne işler getirdi?” diye söylenmiştir.

                            KÖYÜMÜZ

                       KÖYÜN COĞRAFİ ve EKONOMİK DURUMU
Toprak olarak çevrede en az araziye sahip bulunan köyümüzde yaşayanlar geçimlerini çiftçiliğin yanında hayvancılık yaparak sürdürmektedirler. Son yıllarda  kavakçılık gelişmiş olup, köyde yaklaşık  20’ nin üzerinde bıçkı bulunmaktadır. Ayrıca köyümüzde çok eskilerden kalma su değirmeni son yıllarda el değiştirerek bugün modern bir un fabrikası olmuştur. Bu fabrikada çalışanların büyük çoğunluğu köyümüzden olup köy ekonomisine katkısı büyüktür.
Köyümüze kavakçılığı ilk getiren kişilerden Kasım Yolageldili’nin damadı, Tacettin PETA, Has köylü Ahmet (Ertürk) ile Kerim Ağa (Sönmez) olarak bilinmektedir. Diğer büyüklerimiz  gibi kendilerini  şükranla anmak gerekir.
Köyümüz yaklaşık olarak 18 bin dönüm araziye sahiptir. Bu arazinin 3 bin dönümü meradır. Köyümüzde 173 adet traktör bulunmaktadır. Büyük baş hayvan sayısı 917 adettir. 670 adet küçükbaş hayvan  bulunmaktadır.
Çevre köylere göre arazi olarak az olduğundan daha çok besicilik ve hayvan alımı satımı yapılmaktadır.Büyük çoğunluğu celeplik yapmaktadır.
Köyde halen daha Bulgaristan’dan gelindiği gibi aşağı mahalleye Yamak Mahallesi, Kasaba Mahallesi, Buvatma Mahallesi denilmektedir. Çevre köylerle  iletişimi çok iyidir. Düğün, cemiyet v.b. etkinliklerde köylüler birbirine oldukça bağlıdır. Bu durum çevre köyler tarafından  övgüyle söylenmektedir.

Köyümüzde 7 adet kahvehane, 1 adet lokanta  bulunmaktadır. Eskiden   köyde 18-20 adet kahvehane bulunduğu söylenmektedir. En eski kahve, beylerin yaptırdığı aşağıki kahve, Hüsmenlerin kahvesi, berber Mustafa’nın kahvesi, Güve Mehmet’in kahvesi. Köyümüzde 1976 yılında  kurulan Köy Kooperatifi çok gelişmiştir. Köylünün tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumdadır. Kurucularını ve bu günlere kadar getirenleri şükranla anmak gerekir.
Ülkemizin her yerinde olduğu gibi, köyümüz de dışarıya göç vermiştir. Bu göç ilk etapta; İstanbul,  Edirne, Havsa ve Babaeski’ye olmuştur. Yapılan bir araştırmaya göre köyümüzden Babaeski’de 53 , İstanbul’da 135 hane  bulunmaktadır.
1960’lı yıllarda kavakçılığın gelmesiyle ovadaki tarlalarımıza kavak ekildi. Kavakçılıktan ekonomik olarak çok yararlanıldı. Ancak son yıllarda yeraltı sularının çekilmesiyle  artık kavak yetişmez oldu. Tekrar tarım bitkilerine dönüşüldü. Yeni yeni çeltik ekilmeye başlandı. Eskiden çok ekilen kestane kabağı ile köy ün yapmıştır.

                         .jpg" border="0" alt="KÖYÜMÜZ" width="400" height="300" />                

                                                              SOSYAL-KÜLTÜREL DURUMU
Köyümüzde  eskiden kadınlar; ferace ve çarşaf giyerlerdi. Günümüzde artık bu giysilerin yerini çağdaş giysiler almıştır. Ancak yaşlılar eski gelenekleri sürdürmektedirler. Eski düğünlerde yer alan gelenek ve görenekler yavaş yavaş   terkedilmiştir.  Örneğin; düğün yemeği olarak bilinen keşkek bugün yapılmamaktadır. Eskiden köy düğünlerinde dışarıdan kız almaya gelen misafirler mutlaka komşular tarafından yemeğe alınırdı. Düğünlerde komşular daha fazla misafir almak için  yarış ederlerdi. Çok zaman misafir alamayanlar bu olumsuzluğa tepki göstererek bu  gelenek de kalkmış oldu. Köye özgü olan paça yemeği halen yapılmaktadır. Köye özgü Kadıboğan tatlısı meşhurdur. Eskiden ortaklaşa yapılan (imece) yapağı ditme, mısır soyma, gündöndü dövme, yorgan dikme gibi meci ile olanlar, artık yapılmamaktadır. Düğünlerde eskiden oynanan oyunlar  bugün oynanmamaktadır.

                         KÖYÜMÜZ

Örneğin; Mendil Havası, Sülmanağa, Arzu ile Kamber, Domuzu Bataktan Çıkarma, Keklik, Hanım Ayşe, Karaçalı v.b. düğünler davul- zurna ile olurken şimdi bunun yerini orkestra almıştır. Orkestra gençlere kadınlara hitap etmektedir. Düğünler yemekli olup, içki  de verilmektedir. Bu yemek sırasında davul-zurnaya ince çalgı da eşlik etmektedir. Eğitim seviyesinin yükselmesi  ve teknolojik gelişme nedeniyle köy halkına özgü yöresel şivelerde  değişiklikler de olmuştur. Örneğin; momi (başörtüsü, tülbent, çember) v.b., Kuleli’de “gelisin, gidisin”,bizde  “geliyasın, gidiyasın”gibi. Köyümüze özgü maniler de vardır. 

Bunlar:Yolageldi ağa yeri Elbisemin dekarı Yakınında Kuleli Yakaları yukarı Ver baba Kuleliye Yarimi askere yazmış Kuleli hanım yeri Yolageldi muhtarı.     

                                                            Entarim siyah olsun
                                                           Üstüne kuşlar konsun
                                                           Benim gözlerim siyah
                                                           Yarimin çakır olsun.

                       KÖYÜMÜZ
Köyümüzde  dini bayramlarda namazdan sonra  yaş sırasına göre dizilerek bayramlaşma ve topluca mezarlık ziyareti halen devam etmekte olan bir gelenektir.
Köyümüzde insana yatırım; çevre köylere göre daha azdır. Ancak bu durum son yıllarda değişmiştir. Herkes çocuklarını okutmak için büyük çaba göstermektedir. Nüfus planlaması uygulanmaktadır. Yeni nesil gençler bakabileceği kadar çocuk yapmaktadır. Köyümüzde ilköğretim okulunun birinci kademesi bulunmaktadır. Sağlık Ocağı ve 1 Ebe-Hemşire bulunmaktadır.

Köyde 1962 yılında 3 derslikli yeni bir okul yapılmıştır. 1977 yılında ikinci okul 4 derslikli olarak yapıldı. Bugün halen 6 öğretmen görev yapmaktadır, 63 öğrenci vardır. İlköğretim ikinci kademe öğrencileri Necatiye Köyü’nde taşımalı olarak eğitimlerine devam etmektedirler. Okulun bahçesinde  4 ailelik lojman ve Atatürk büstü bulunmaktadır. Köyümüzün ilk öğretmenleri Behice Hanım ve İhsan Bey’dir. Daha sonra Mustafa Lütfü SUNAREL öğretmen, on iki yıl  köyümüzde çalışmıştır. Cumhuriyetin 10. yıl kutlamalarının köy meydanında coşku ile yapıldığı anlatılmaktadır.

                    KÖYÜMÜZ

Ayrıca köyümüzde iki cami vardır. Aşağı Cami köyün kuruluşunda beyler tarafından yaptırılmıştır. Merkezdeki cami  1914 yılında köylüler tarafından yaptırılmıştır. İki imam ve imam evleri vardır. Merkez cami bahçesine köyümüzden yetişen halen A.B.D. de bulunan bilgisayar mühendisi Ümit Balkan tarafından gasil- hane ve tuvalet yaptırılmıştır.
Köyümüzün sınırları içinde hayvan sulamaya yönelik 1962 yılında yapılan Bağlık Göleti bulunmaktadır. Köyümüzün spora meraklı gençleri, futbol  takımı oluşturmakta, yerel turnuvalara katılmaktadırlar. Eskiden bağlık mevkiinde her hanenin bağı bulunmaktaydı. Zamanla bağcılık yok oldu. Günümüzde tekrar herkes tarafından istense de henüz başlanmamıştır. Köy konağı yeni yapılmıştır. Bu binanın içinde lokanta, muhtarlık, kahvehane, berber,s üt toplama tesisi bulunmaktadır. Köy konağının önündeki Atatürk büstü, emekli öğretmenler Semra-Hüseyin Taşkın tarafından Cumhuriyetin  75 yılı anısına yaptırılmıştır. Köyümüzde daha önceleri içme suyu meradan gelen iki adet çeşmeden karşılanmaktaydı. 1969 yılında yeni şebeke oluşturularak her mahalleye çeşmeler yapıldı. Daha sonra ayaklı su deposu yapılarak evlere şebeke suyu bağlandı.
1970’li yıllarda Edirne-Babaeski arasında köyümüzden 8 adet minibüs, yolcu taşımacılığı yapmaktaydı. Köy halkı, daha çok Perşembe günleri Babaeski pazarına gidiyordu. Şimdi her hafta Salı günleri köyde pazar kurulmaktadır. Köyün ilk okuyanlardan, halen İstanbul’da yaşamakta olan Avukat Dündar Hasko’nun, iki oğlu bulunmaktadır. Bunlardan Kasım Hasko doktor, Kayhan Hasko bankacıdır. Köyümüzden yetişen  tekniker Seyfi Topuz trafik kazasında vefat etmiştir. Babaeski’de bir meydana ismi verilmiştir. İstanbul’a göç edenler, Yolageldi Köylüleri Kültür ve Dayanışma  Derneği’ni kurmuşlardır.

 
 

MKPortal C1.2 rc1 ©2003-2008 mkportal.it
Bu safya 0.03394 saniyede 20 sorguyla oluşturuldu